İlginizi Çekebilir
domain nedir
  1. Ana Sayfa
  2. Bilim
  3. Teleskopu Kim İcat Etti?

Teleskopu Kim İcat Etti?

Teleskopu Kim icat etti

Teleskopu Kim İcat Etti? Ne Zaman İcat Edildi?

Bir astronomun ev yapımı teleskobu, Dünya‘nın Güneş‘in etrafında döndüğüne ilişkin kanıtlar sunarak Kilise‘nin öğretisine meydan okudu.

Astronom Galileo Galilei 7 ocak 1610′da yeni imal ettiği teleskobunu gökyüzüne çevirdiğinde, İtalya‘nın Padua kenti üzerinde uzanan berrak gecenin içinde yavaşça yol alan bir ışık noktası gördü. Baktığı bu nokta Jüpiter gezegeniydi. Hayretle gezegene “dört küçük yıldızın da” eşlik ettiğini fark etti. Bunlar gerçekte dev gezegenin etrafında dönmekte olan aylarıydı.

Gördüğü manzara, gökteki tük cisimlerin Dünya’nın etrafında döndüğünü varsayan, Kilise’ye ait geleneksel anlayışa aykırıydı. Galileo‘nun keşifleri Kilise ile devrim niteliğindeki yeni evren anlayışını ciddi anlamda karşı karşıya getirecekti.

Teleskopu Kim icat etti

Evrenin doğasıyla ilgili geleneksel inanışlar katıydı ve uzun zamandır hüküm sürmekteydi. Katolik Kilisesi ve üniversiteler 300 yıldan beri, özellikle Aristoteles ve Ptolemaios başta olmak üzere, Eski Yunanlılar tarafından önerilen teorileri kabul etmişti: Dünya evrenin merkezinde sabit olarak duruyordu ve gökteki diğer cisimler onun etrafında dönüyordu. Hiç kimse ayda, gezegenlerde ve yıldızlarda bulunan engebeleri göremediğinden, bunlar, şekillerin en kusursuzu olan daire biçiminde dönmekte olan mükemmeliyet modelleri olarak kabul edilmeliydi.

Kilise günahkar insanlığın ilahi mükemmeliyete yönelmesine yardım etmek yönündeki misyonunu desteklemesi açısından Antik Çağ’ın bakış açısını benimsemişti. Bu bakışı destekleyen iki inanış yaşamsal öneme sahipti. Birincisi, gökyüzü her zaman mükemmel olarak kabul edilmeliydi. İkincisi, insanoğlunun yer aldığı dünya, tanrısal yaradılışın odak noktası olarak her şeyin sabit merkezi olmalıydı. Aristoteles ve Ptolemaios tarafından ortaya konan ve bu anlayışı destekleyen kurumlar giderek dinsel dogma haline geldi.

Galileo’nun yaşadığı dönemde bu dogma eski gücünü az da olsa kaybetmişti. Polonyalı papaz ve matematikçi Nicolaus Copernicus 1543′de Güneş‘in her şeyin merkezini oluşturduğunun kabul edilmesi durumunda gezegenlerin hareketlerinin daha kolay açıklanabileceğini öne sürmüştü.

Giordano Bruno 1600 yılında dine aykırı düşüncelerinden dolayı (bunlardan biri Dünya‘nın Güneş‘in etrafında döndüğü konusundaki ısrarıydı) kazığa oturtularak yakıldı. Kısacası, Galileo neyle karşı karşıya olduğunu biliyordu.

Teleskopu Kim İcat Etti?

Teleskopu Kim icat etti

Galileo, sonraları çeşitli temel hareketler yasalarını şekillendirilmesine yardım edecek olan çalışmalarına 1582′de 18 yaşındayken başlamıştı. 1609′da Padua’da matematik profesörüyken, bir tüpe iki mercek yerleştirerek ilkel bir teleskop yapan Hollandalı gözlük yapımcısı Hans Lipershey‘in adını duydu. Galileo da kendisine, cisimleri ancak üç kez büyütebilen bir teleskop yaptı. Birkaç ay içinde ikinci ve sonra da 32 kez büyütebilen üçüncü bir teleskop yaptı. 1609-1610 yıllarında gökyüzünü incelemek üzere kullandığı aygıt işte bu üçüncü teleskoptu. Her biri Kilise’nin öğretisine karşı birer meydan okuma olan keşifler hızla birbirini izledi. Ay yüzeyinde mükemmel olan hiç bir şey yoktu, burada kraterler, dağlar ve ovalar bulunuyordu. O güne değin “bozulmamış” olarak kabul edilen Güneş‘in üzerinde lekeler vardı ve Jüpiter‘in de kesinlikle Dünya‘nın etrafında dönmeyen ayları vardı. Venüs‘ün Dünya‘dan ziyade Güneş‘in etrafında dönmediği sürece gerçekleşmeleri mümkün olmayan (tamdan yeniye kadar değişen) dönemleri vardır. Ayrıca çok sayıda önceden bilinmeyen yıldız da görülebiliyordu.

Kısacası Galileo’nun teleskobu Güneş‘in etrafında dönen, yalnızca bir gezegen olan ve yaratılışının merkezinde yer almayan bir Dünya üzerinde yaşadığımız yönünde ikna edici kanıtlar sundu. Galileo‘nun 1610 yılında kaleme aldığı Sidereus Nuncius‘ta (Yıldızların Habercisi) da açıkça gösterdiği üzere Copernicus haklıydı ve Kilise‘nin bu konudaki öğretisi yanlıştı.

Danimarkalı astronom Tycho Brahe‘nin (1546-1601) meslektaşı olan Alman astronom Johannes Kepler‘in (1571-1630) ayrıntılı gözlemlerine dayanarak gezegenlerin mükemmel daireler değil, daha ziyade elipsler çizdikleri görülebiliyordu. Kepler bir gezegenin hızını ve yörüngesini açıklamaya yönelik üç yasa tasarladı ve böylece Copernicus ve Galileo‘nun teorilerini destekledi. Fakat Dünya’nın hareket etmekte olduğunu kanıtlamak Galileo için hala kolay değildi. 1615 yılında Kilise meydan okumaya cevap verdi. Papa Güneş’in merkezde ve sabit olduğunu savunan doktrinin “yanlış, saçma, biçimsel olarak dini inanışa ve Kitabı Mukaddes’e aykırı olduğunu” söyledi. Galileo‘ya görüşlerini değiştirmesi gerektiğini bildirdi. O da 1632′ye kadar kamusal yaşamdan çekildi ve o yıl Copernicus’u destekleyen Dialogo sopra due massimi sistemi del mondo, Ptolemaico e Copernicano (İki Büyük Yer Sistemi, Ptolemaios ve Copernicus Sistemleri Üzerine Konuşmalar) adlı kitabıyla tehlikeli bir geri dönüş yaptı.

Dini inanca karşı geldiğinden 1633 yılında Galileo‘nun Roma’ya gelmesi ve sözlerini geri alması emredildi. İşkenceyle tehdit edildiği için bunu yaptı da, fakat bazılarınca “E pur si muove” (Ama yine de dönüyor) diye mırıldandığı rivayet edilir. Galileo 1642′deki ölümüne kadar fiilen ev hapsinde kaldı, fakat bu fikirlerinin yayılmasını engelleyemedi. Dini dayatma bilim karşısında çözülmeye başlamıştı, ancak Papa II. Johannes Paulus‘un 1992′de, Galileo‘nun mahkum edilmiş olmasını “trajik bir karşılıklı anlaşmazlık” olarak değerlendirmesi için 359 yıl daha geçmesi gerekecekti.

Yorum Yap

Yazar Hakkında

Herkese selam, ben Okan severek yaptığım günlük uğraşlarımın arasında biride sitemle uğraşmak yer alıyor. 2021 yılında Merak edilen bilgileri hem öğrenmek hem de insanlara doğru, temiz ve güncel bir şekilde ulaştırmak için bu platformu kurdum

Yorum Yap